Bu Blogda Ara

5 Ocak 2022 Çarşamba

YOK OLUŞUN BAŞLANGICI ADALETSİZLİKTİR!

Sosyolog-Erol KEKEÇ
09.07.2014
“Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler yok olurlar.”HZ.MUHAMMED 
“Allah, adildir adil olanları sever… Bir topluma olan kininiz sakın sizi adaletten uzaklaştırmasın…”AYET
Toplumların yok olmasına ve tarihin çöplüğünde yer almalarına neden olan en önemli faktör, adaletsizliğe göz yummalarıdır. Kendi yöneticilerinin fevri davranışlarını görmezlikten gelenler, bir gün yok oluş hırıltılarıyla karşılaştıklarında hiçbir gerekçe ileri sürme hakkına sahip değillerdir…
Tarih, adaleti bir sakız gibi çiğneyen nice zalimleri, toprağın derinliklerine bıraktı, ne adları kaldı ne sanları… Her zalim, döneminde en doğru olduğunu iddia ederek zulmünü sürdürür. Zalimlerin zulmü ellerindeki megafonları sayesindedir, megafonları aldığınızda güçlü ve kuvvetli olduğunu sandığınız nice zalimler fare gibi girecek delik ararlar.
Sokrates’i ölüme mahkûm edenler, adaleti yok ederek, tarih önünde kendilerinin mahkûmiyetine karar verdiler. Çünkü tarih zalimleri adil bir şekilde yargılamaya tanıklık eden bir insan gibidir. Bu yargılama süreci hep var olmuş ve var olacaktır…
İslam tarihine baktığınızda, zalim bir Emevi yönetiminin, yine bir başka zalim olan Abbasiler tarafından ortadan kaldırıldığını görürsünüz. Abbasîlerde zalim iktidarlarını yiye hayatlarının sonu ile ödediler. Şunu rahatlıkla görebiliyoruz, her zalim iktidar bir başka anlayış ve yönetimin palazlanmasıyla ortadan kalkmaktadır. Cumhuriyet döneminde bu topraklarda yaşanan acılı sahneler küçümsenemeyecek bir çıldırmışlık geçmişine sahip bir iktidarın, nasıl var olduğunu gözler önüne sermektedir.
Öyle yönetimlere şahit olduk ki, hepsi özünde baskı ve zulüm barındırmasına rağmen tek farkları, baskı ve zulümlerini dayandırdıkları kaynaklarıdır. Özellikle Ortadoğu’daki yönetimlerin çoğu zulümlerini din adına yaparken, Batı patentli yönetimler ise toplum ve demokrasi adı altında zulümlerini sürdürmektedirler. Suudi Arabistan da yönetim zulmünü dine dayandırmaktadır. Aynı uygulama İran’da da göze çarpar. Türkiye’deki 80 yıllık baskı ve zulme baktığımızda tamamıyla çağdaşlık, demokrasi ve laiklik adına zulümlerin yapıldığını görmekteyiz. Bu durum baskı ve şiddetin her yönetim sisteminin kendi geleceğini ve istikbalini koruma adına gerçekleştirdiğini ancak tek farklılığının baskının kaynağının farklı olmasıdır…
Son 11 yıllık Ak parti iktidarı döneminde yönetimin değiştiğini ve açık topluma doğru bir gelişmenin göze çarptığını hep anlattık. Bunu söylerken de geçmişten gelen baskı ve dayatmaların yerini daha özgür ve bireysel yeteneklerin geliştirileceği ortamlara bırakması toplum olarak bizleri hem heyecanlandırdı hem de gelecek hakkında oldukça umutlandırdı… Bu umutlarımızın devam etmesi, ancak bu sürecin baskı ve dayatmalara bünyesinde yer vermemesinden geçer. Ancak toplum genetiğimize yerleşmiş ve kazınması oldukça zor olan bazı tutum ve davranışlar yöneticilerin durum belirlemesine neden olacağından, gelecek hakkında çok fazla rahat olmamızı gölgelendirdiğini söyleyebilirim. Geçmiş böyle geçti bunu unutmak kolay mı, elbette herkes bedelini ödeyecek anlayışları bazı zamanlarda olduğundan fazla sert tepkilere neden olabileceği için, bulacağı karşılıkta o orada orantısız olabiliyor. Orantısız güç ve baskı, beraberinde hep dikta anlayışları ve adaletsiz uygulamaları getirir. Bu tarz geleceklerin oluşmasına zemin hazırlamamak için, ne olursa olsun asla adaletten taviz vermemek gerekir. Bize yapılmış olan olumsuz uygulamalar var diye, bu uygulamaları yapanların eylemlerini referans göstererek, aynı dehlizlerde yürürsek o zaman bir topluma olan kinimiz bizi kesinlikle adaletten uzaklaştırır, istişareden ve danışmadan uzak bir anlayışla diktatör olur çıkarız.
Bizi destekleyenlerin duygusal beklentilerine hitap ettiğimiz sürece onlar da bizim yaptığımız olumsuz çıkışları görmeyecekleri için, bizleri cezalandırma gibi bir eylemin içine de girmeyeceklerdir. Bu süreç “körlerin ve sağırların birbirini ağırlamasına dönüşürse”, Allah korusun, toplum olarak yok oluşun kıyısında konaklamaya başlarız ki, bir rüzgâr bizi alır ve götürür. Nice toplumlar vardır ki, onlara ne bir gazap indi ne de üzerlerine taş yağdı, “onlara sadece bir rüzgâr esti ve onların kökünü kuruttu, şimdi onlardan geriye hiçbir şey kalmadı…”


"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?

"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?
Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler.

Popüler Yayınlar

Bitsin Bu Zillet

Bitsin Bu Zillet
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir. KEMAL ATATÜRK

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.

Senin rabbin sana senden yakın.....

Senin rabbin sana senden yakın.....

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!
Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....
"Kuşlar gibi uçmasını,balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama insan gibi kardeşce yaşamasını öğrenemedik..."

kelebek gibi hafif olun dünyada

kelebek gibi hafif olun dünyada

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!