Bu Blogda Ara

16 Ağustos 2022 Salı

DESTANI OLMAYAN KAHRAMANLAR LAZIM BİZE

Yazılmamış bir tarihin her koşulda mücadeleden elini çekmemiş bir kahramanı olarak mücadele etmiş, ancak zihni yorgun bir savaşçısının hayatından kesitler sizinle paylaşacaklarım. Gönlü kırda bayırda, bedeni beton yapıtlar arasına sıkışmış, üzerinden bulutlar geçmemek için yemin etmiş gibi, bir kabus altında  yaşamak zorunda kalmış bir kahraman bu satırlarda kendisine yer bulmaya çalışan...

Bir zamanlar eni ve boyu belli olmayan vadilerin, ufukta Güneşin batmakta zorlandığı dağlara sığmaz iken, bu günlerini görmemek ona yapılacak en büyük iyiliklerden biri olabilir. Öyle bir çökmüş ki, yüce dağ başına kümelenmiş dumanlar gibi her yanından alevler çıkmakta. Böyle bir kahraman nasıl olur da dalları kırılmış bir ağacın, kuşların konmadığı bir bedeni, dumanların çöktüğü kara bulutların istila ettiği yüce dağlar, göllere teslim olmuş çılgın nehirlerin bir zerresi olarak yaşama tutunmaya çalışır.

Her olumsuzluktan sonra olumlu bir taraf bularak hayata yeniden sarılan bu kahraman bu günlerde kendi içine kapanmış ve iniltileri duyulmasın diye bir fanus içinde kendine  yer edinmiş öyle bakıyor içerden dışarıya. Bakarken dışardakiler onun çaresizliğine hep şahit olurken ,o çare olduğunu orada bile içinde saklayarak dışarıya çıkacağı günlerin hesabıyla yaşamaktadır. Nasıl bir kahramanlık öyküsü bu diyenlere aldırış etmeden, içerde geçirdiği tutsak hayatın, ona kazandırdığı enerji birikimiyle çılgın bir patlamanın gerçekleşeceği günlerin umuduyla cennette yaşar gibi hissediyor kendisini...

Kahramanlık hikayeleri, kahramanların dünyayı değiştirmesinden sonra anlatılır hep. Oysa bu kahraman, yaşarken hayatının anlamlı yanları varsa, o anlamlılıkları herkesle paylaşmak için çırpınır her günbegün bir ses geldiğinde fanusun içine kulaklarını kapamış kimseyi duymak istemese de o sesler onun yüreğine öyle bir dokunuyor ki, fanus ona kabus oluyor uyurken bile...Nedir bu anlaşılmayan kaderim derken kendi kendine, aslında tayin edilmiş bir kaderin seçeni olarak yaşadığının farkına varmadan ,acılardan bir kule yapar o koca yüreğine ve küçük bedenine şeffaf fanusun içinde.

Çılgınlıklar hengamesi alıp başını giderken ona dokunmadan, ancak yüreğinde acılar bırakarak her şeye rağmen olduğu yerde  bunlara kafa yorarken, alıp başımı gideyim diye kendini yer; dünyaya kapalı kendisine  açık o küçük kulübenin içinde...Küçük kulübeler diye küçümsemeyin, kulübeler ne kadar küçük olursa olsun, yüreğiniz tüm evreni içine alacak kadar geniş sevgi ve merhamet dolu ise,o alanlar size genişliği yer ve gökler kadar büyüyebiliyor. İşte o kahraman öyle bir huzura kement atmışken nasıl olurda, o küçük kulübede yerim dar diye düşünur.Günlerin anısına  söyleyecek mesajlarını içine atarak, gelecek günlerin umuduyla naatlar yazıyor şimdi, o küçük kulübesinin içinde...

Kahraman dedikse, kahramanlık için yaşayan bir insandan söz etmiyorum size. Onun yaşamı hep kahramanca geçmesine rağmen o meydanlara kahraman olarak çıkmamıştır hayatı boyunca. Ondan çekilmiş şimdi kendi kulübesine ve kendiyle dertleşiyor, derdini anlayanlar olmayınca...Onun derdi, doğumdan ölüme yaşam alanında varsa bir sorumluluğu, hayatta karşılık bulması için tüm çabaları.O çabalar onun yüreğini öyle daraltmış ki, aslında başkalarına değil kızgınlığı, acaba ben nerede yanlış yapmadım diye hep tersten sorarak soruları, doğru yaptığı yer neresi onu bulma peşinde...Oysa etrafa baktığında herkes hayatından o kadar memnun ki, acaba nerede yanlış yaptık diye, hayatlarının neredeyse tamamının olumlu geçtiğini düşünürken, bu hayatında olumlu izler var mı onları aramaya çalışır. Böyle olunca kedisi ile diğerleri arasında bir doku uyuşmazlığı meydana gelir. Ondandır, yaşamını bir fanusun içine hapsedip kendisine küçük bir kulübe yapmasındaki amaç...

Neden tüm dünyanın varlıkları hayatlarının hep olumlu geçtiğini düşünüp, olumsuzlukların hiç olmadığını ya da madden bir zarara uğradığı zaman, hayatında yanlış olabileceğini  hesaba katar. Oysa bu anlayış insana rutin bir hayat armağan eder ve kişi kendisini erişilmez bir güç olarak görüp öylece yaşar. Bu yaşamlar kritik, analiz ve analitik bakıştan yoksun kalırlar. Oysa bir fanusa kendini hapseden ancak evren içindeki tüm yaratılmışları bağrına basacak kadar yüreği geniş olan, kahramanlık destanına ihtiyaç duymayan bu kahraman, hayatındaki olumlulukları ararken geçtiği her yolu sorgulayarak geçer. Doğruları alır, yanlışları ayıklar sonrasında istikamet üzere dosdoğru yolun bir neferi olmayı kendisine hedef edinir. Ondan olsa gerek bunun yaşamı sorgulamayla başlar, tanımayla kendine gelir, tanımlamakla yol alır, inanmakla mücadeleye girişir ve sonrasında insanlık harcının tohumlarını dünyanın her karış toprağına serperek insanlık üretmek için çabalar. İnsan olmayı yük sayanların dünyasında yaşadığı için, insanlığın tohumlarını bu dönemde kimse alıp kendisi için bir ekim yapmayı düşünmediğinden, şu an kendisine  münzevi bir hayatı uygun görür ve  bir fanusa sığacak kadar küçülmüş, bulunduğu yerde koca bir yürek ve küçük bir kulübe inşa etme derdinde...

Ey yürek ikliminde her varlığa bir yer barındıracak kadar koca yürekli, cüssesi küçük kahraman, sana hayırlar diliyorum...Hayır demeyi bildiğin için, şu an evet dediğin bir yaşamın koordinatlarını doğru tespitle meşgulken, sana hayırlar yağdırmasını diliyorum...Gün ola harman ola gör bakalım neler ola...

Sen bir zerre olduğunu bildin ve bir tohum olup sorumluluğunu kor ateş gibi yüreğinde taşıdığın için ellerinin yandığının kimse farkında olmasa da senin sıcaklığın bizim buzlarımızı eritti...Selam olsun sana sen bizim patlayan tomurcuğumuz, kırılan umutlarımızı onaran mimarımız ve üstümüzdeki bulutları dağıtmak için açılan Güneşimiz ol ki, seninle birlikte yeni bir mücadele başlasın, hayatımızın son bulduğunu sandığımız bu karanlık ortamlarda...

Selam ve sevgiler sana yüreğin sükunet bulsun vakarın daim olsun kal sağlıcakla...

Bahadır HATAYLI/15.08.2022/14.29





"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?

"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?
Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler.

Popüler Yayınlar

Bitsin Bu Zillet

Bitsin Bu Zillet
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir. KEMAL ATATÜRK

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.

Senin rabbin sana senden yakın.....

Senin rabbin sana senden yakın.....

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!
Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....
"Kuşlar gibi uçmasını,balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama insan gibi kardeşce yaşamasını öğrenemedik..."

kelebek gibi hafif olun dünyada

kelebek gibi hafif olun dünyada

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!