Bu Blogda Ara

25 Nisan 2022 Pazartesi

KÜRESEL HAYDUTLAR DÜNYAMIZA TECAVÜZ PEŞİNDE

 Karınca gibi çalışan, ipek böceği gibi nakış nakış kozasını dokuyan ile haramilerin soygun yaparak yaşamlarını devam ettirmek için yaşamı karartmalarını aynı görmek mümkün mü?

Karıncaların ne gecesi var ne gündüzü, önce yuvalarını en korunaklı yere yaparlar, sonrasında mücadeleye başlarlar. “Ey karınca topluluğu Süleyman ve ordusu farkında olmadan sizi ezmesin yuvalarınıza girin…”Karıncalar kendi dışlarında yaşayanların yaşam alanlarına dikkat ederler ve o sınırı asla aşmazlar, her yere girer çıkarlar ama kendi yuvalarına getirip orada adil ve eşitlikçi bir paylaşım yaparlar. Güçlerinin zirvesinde çaba harcarlar, gece vakti değirmenlerinde tane öğüttüklerini görürsünüz. Şantiye alanından farksızdır yuvaları, her yandan bir koşturmaca, sabaha kadar mücadele ederler. Haramiler yol keserler kendilerine ait olmayanları alarak haksız kazanımlarla gırtlaklarını doldururlar. Yaşamın her noktasında haramilerin pusuya yattığı bir çağda, karınca gibi çalışsanız ne çıkar, emekleriniz haramilerin sofrasına gittikten sonra. Haramiler çağında masum doğmuş, büyümek için emekleyen çocukların bahtı kararır. Bahtı kararmış çocukların, haramilerin çilingir sofrasının mezesi olarak görüldüğü bir yaşamın, hangi noktasına hangi kafayla nasıl bir düzeltme yapabilir siniz ki?

Rahmetli Barış Mançu’nun dediği gibi Ali Yazar, Veli bozar, Küp suyunu çeker azar azar…”Yokluk ummanına sizin yolculuğunuz da azar azar olur, bir an da kendinizi dibi olmayan karanlık dehlizlerde bulursunuz. Çünkü sizi oraya götüren imkânlarınızı har vurup harman savuran haramilerden başkası değildir. Dünya harami çetesi, dünyayı düzene koymak için çalıştığını söylüyor, ey insan topluluğu bilerek size yaşamı zindan edecek bu haramilerin, karanlık emellerinin kurbanı olarak kendinizi yok etmeyin. Haramiler sizin duyacağınız acının ne olduğunu asla düşünmezler, onların tek derdi sizin sahip olduklarınızın tamamını nasıl elinizden alıp hazın zirvesinde sabahlayacaklarıdır.

Haramilerin yaşam kaynağı, organize güç olmaları, acımasızca emek harcamadıklarını gasp ederek sizi yaşamdan koparmalarıdır. Yaşamdan kopanlar, haramilerin çığırtkanlıklarına yenik düşerlerse, karıncaların yuvalarına kaynamış kurşun dökerek tüm hazinelerini yok edenler gibi, bunlar da sizi yok edecekler. Sizin yuvanız ülkeniz, şehriniz, kasabanız köyünüz arazileriniz, onlar yok olmayla karşı karşıya, daha ne zamana kadar bu haramilerin büyülü gücü karşısında korkak ve ürkek yaşayarak kendinize yaşamı zehir edeceksiniz…

Küremiz zorbaların Tiranların haramilerin haydutların meşrulaştığı, karıncaların tehlikeli ve gayri meşru görüldüğü bir yer oldu. Her gayri meşru oluşum, kanunlarla kendilerini koruma altına alarak hayatın karanlık yönünde yayılmacı bir rol üstlenmişler. Bu yayılmacılık yuvasından dışarı çıkamayan ipekböceklerinin kozasını parçalamayı bile göze almış görünüyor. Onun için kapalı hiçbir alan bırakmamaya yemin etmişler gibi, çünkü kapalı anlayamadıkları oluşumların çok büyük tehlike olduğunu düşünüyorlar. Ondan dolayı da bir buldozer gibi önlerine çıkan her yüksekliği bir engel olarak görüp onların peşine düşüyorlar…

Yeryüzü var olduğundan bu yana, genel ve yaygın olarak her dönemde haramiler yaşama yön vermişlerdir. Çünkü onlar her dönemde megafonu ellerinde bulundururlar. Megafon kimin elindeyse onun borusu hep ötmüştür.                                                  Haramiler topluluğu mutlu azınlıklardan oluşur. İlk dönemlerde kanun kaçağı olarak görülür ve kanuni olanlar tarafından bastırılabilirdi. Ama günümüzde kanun dışı olanlar ile kanunu oluşturanlar ortak hareket ettiklerinden, Haramiler güç kuvvet ve yönetici erk olarak büyük meşru bir zemin oluşturmuşlar kendilerine… Yaptıkları işlerin ahlaki ve insani olup olmaması hiç önemli değil, önemli olan kanunlara uygunluğudur.

Haramiler yeryüzünde tam bir ahtapot operasyonu gibi her alandan insan topluluklarını kuşatarak ellerindekini kotarma derdindeler. Bazen karşınıza bir trafik memuru olarak çıkabilir, bazen ölülerinizi yıkayıp gömen biri, bazen vergilerinizi toplayan bir kurum, bazen sizi kendi isteklerini rahatlıkla kabullendireceği kıvama getirecek bir eğitim kurumu, bazen sizin adınıza sizin birikimlerinizi çalıştırmak isteyen banka yani sizin kanınızı emecek tüm yolları eline almış, ama farklı birimler olarak siz onu algılarken, oysa bunlar ahtapotun farklı yerlerdeki kolları olarak karşınıza çıkar.

İpek böceğinin kozasını örmek her babayiğidin karı değildir. O kadar güzel bir örüm gerçekleştirir ki, o yuvanın güzelliğine gölge düşürülmesin diye kendisini ördüğü yuvaya hapseder, Haramilerin sesinin kulağına gelmesini istemez. Çünkü kendi fıtratıma göre yaşayacağım ortam yoksa en azından kendi fıtratıma göre ölecek bir yerim var dercesine, yuvasının kapısını kapar ve içinde ölüme şevkle gider. Ama asla kendisini yok etmek isteyen hiçbir haramiye boyun eğmez, canlı olarak yaşadığı sürece… Ölümü sonrasında ona ne yapılacağının hesabını hiç yapmaz…

Varlığın sırrının anlaşılamadığı çağ, insanlık abidesinin yerini, çılgın histeri nöbetlerinin ve paranoyak septik bir maceranın kuşattığı dönem olarak yerini çoktan almıştır. Bu dönemin en belirgin özelliklerinden biri çok ciddi manik depresif bir zaman tünelinde yolculuk yapıyor olmanızdır. Bu tünelin içi havasız, boğazınıza kadar fosseptik borularından çıkan pisliklerin sizi boğmaya çalıştığı, şeytanın kafanızın üzerinde dans ettiği, haramilerin ellerinde kılıç, oradan çıkmak isteyenlerin kafasını uçuracağını söyleyerek başınızda naralar atmaları sizi öyle bir tünelin içine hapseder. Bunların sayıları ve gücü çok olduğundan size hükmetmezler. Onların tüm gücü sizin korkularınızdan alınan bir enerjidir. Karınca topluluğu gibi çalışkan ve mücadele ruhu ölmeyen bir insanlık ortaya çıkmazsa, şeytanların orkestra şefliği yaptığı, haramilerin Ali kıran başken olduğu bir ortamda yaşamaya mahkûm olursunuz.

Yaşam, ruhun mücadele aşkıyla gerçekleştirdiği evlilikten doğan çocuklarıyla aynı sofrada huzurla bir yemek yiyebilmektir. Mücadele aşkı ile izdivaç yapamamış olanlar, ruhlarını atalete terk etmiş olduklarından, kendi yuvalarında ipek böceği gibi ölümü beklemek yerine, boğazına kadar battığı pislikler içinde can çekişerek yok olurlar.

Dünyanın çehresi değişmiyor, çehresizler topluluğu dünyanın başının belası olduğu için, onların borusundan çıkan seslerden başka çehrelere hasret kaldığımızdan sanıyoruz ki dünyanın çehresi değişmiş… Öyle bir şey yok ve olmayacakta, çünkü dünyanın çehresini değiştirecek olan, onu var edendir. Var eden böyle bir icraat henüz yapmadı, onun için çehresizler dünyamızı kuşattığı için, biz dünyamıza yabancılaştık. Yabancısı olarak bu dünyaya veda mı edeceğiz, yoksa çehresizlerden oluşan haramilerden dünyamızı temizlemek için, karınca gibi aşk şevk ve yılmayan bir ruhla mücadeleye devam mı edeceğiz?

Ey insan ve cin topluluğu, bu güne kadar hiç duymadığınız özlü ifadeler barındıran yaratıcı katından geldiğinde kuşku olmayan o ayetlere yeniden kalp ve kulaklarımızı açarak kendimize mi gelelim. Yoksa ölüm fermanımız ellerinde olan şeytanın aveneleriyle dostluk antlaşması yaparak tüm imkânlarımızı, hatta kanımıza kadar haramilere mi bağışlayalım. Haramiler doymak bilmez, onların doyum eşikleri delik ne atarsanız içinde kaybolur. Böyle bir haydut topluluğu dünyamızı kirletti ırzına geçti, bakire kalan yanı kalmadı. Bakireliği elinden alınsa da, en azından yaşam hakkı korunmalı, bizler kendimize gelmezsek bizlerle birlikte, gelecek günlerin yazılan kaderi dünyamızı karartarak bizi içinde bir mayın gibi kullanmak olacaktır. Dokunan yanacak, nerede ne zaman patlayacağımızı biz kestiremeyeceğiz, haydutlar uzaktan kumandayla bizi imha edecekler. Bugünlerin gelmesi mümkün değil demeyin, şeytan ordusu gece gündüz bu savaşı nasıl başarıyla sonuca ulaştırırız diye çabalıyor.

Dünyaya henüz gözlerini açmamış masum çocukların kaderi belki bunu önleyebilir, çünkü onların DNA’larıyla henüz oynanmadı, ancak onların dünyaya gelmesine sebep olacakların DNA’sı çoktan tecavüze uğradı. Yedikçe yedik patladık hastalandık, sağlığımıza kavuşmak için ilaçlar aldık onlarla kurtulacağımızı sandık. Yani anlayacağınız genetiğimizi gıdalarımızla istila edemeyince, takviye vitesle yolu devam ettirdiler, ilaçlar bunların takviye güçleriydi. Ne yazık ki öyle de oldu. Bunlar için, benim çok uçlarda gezindiğimi iddia ederek yok sayabilirsiniz, ancak düşünenler için gıda sektörleri ile sağlık sektörlerinin önemli elebaşları aynı haydutlardan oluşuyorsa, bunları düşünmemek elde mi? Gıda şifa kaynağıdır. Yediğiniz gıdalar sizi zehirliyor ve bu zehirlerin etkisinden kurtulmak için de ilaçlara sarılıyorsanız, o da sizin ananızı ağlatıp bağımlı bir denek yapıyorsa o zaman bunları iyice sorgulamak ve tavırlar almak insanoğlunun kaçınılmaz bir erdemi değil midir? Dünyanın en karlı ilk kuruluşu gıda sektörü, ikincisi ise sağlık sektörü, ikisi de insanlığı imha üzerine oturuyor. Bunları bu kadar kolay söylüyor olmam, bir iddia olmanın çok ötesinde durum tespiti ve olaylar arasındaki neden sonuç bağlantılarının götürdüğü yerden kalkarak gelecek için bilimsel bir öngörüde bulunmadır.

İki farklı oyunda sizi oyuncu yapıyorlar ve sizin kazanmanızı istiyorlar, oysa sizin bu oyunlardan herhangi birinden kazançlı çıkmanız mümkün değildir. Birinci oyun oynandığı sürece bahis oynayan, Bahisçi Şemo gibi sonuçlar, belli kazançlar bahisçinin kasasına gidecek. İkinci oyun birinciyi kaybedenleri tekrardan sahaya sürmek için çıkarılmış oyun olduğundan ikinci raundun kazananı da belli, ilk oyun kurucudur. Kısaca söylemek gerekirse dünyamızı karartanlar asla dünyamızı aydınlatmak için bir enerji kaynağı oluşturma derdinde değiller. Onlar sürekli ellerindekini tüketecek tüketim köleleri oluşturma amacındalar. Bizler karınca topluluğu gibi bunların bizleri ezerek yok edeceğini anlamazsak ziyan olanlardan olacağız. Benim temennim ziyan olmadan kendimize gelmemizdir.

Bizim korkularımız haydutların yaşam enerjisine döndüğünü bilelim kendimize gelelim korkuları yenelim, korkunun ecele hiçbir faydası yoktur. Takdir edilen takdir edildiğinde gelecektir, verilmiş olan rızkı da kimse alamayacaktır. Nerede üzerimize ölüm yazılı ise oraya gideceğiz, o halde bu kadar korkak ve ürkek yaşamanın anlamı nedir, bir kere geldiysek bu yaşama, bu yaşamın anlamını vererek yaşayalım arkamızda ahlar vahlar bırakmayalım; öleceksek adam gibi ölelim, yaşayacaksak adam gibi yaşayalım, küresel haydutların kullandığı bir paçavra olmaktan kurtulalım…

Yaratıcıya rağmen, yaratıcıdan bağımsız yeryüzünde bir cehennem oluşturmaya çalışan bu haydutlar, yerin ve Göklerin rabbi Rahman ve Rahim olan tek güç sahibi, hesap günün adaletli hâkiminden çekinmiyor, korkmuyorlar da ben onların düzmece karanlık tezgâhlarından korkacaksam, insan olmaktan utanç duyarım… Bu sadece ben değil, insan olan herkes için geçerli olan bir fermandır. Allah’ın tayin ettiği vakit yaklaşarak gelmektedir, o gün yüzleri ve gözleri gülerek Allah’a koşanlara ne mutlu… Allah’tan ittika edene hiçbir şey korku vermez, Allah’tan ittika etmeyene de her şey korku verir. Ne mutlu Rablerine karşı mahcubiyeti her şeyin üstünde tutanlara… Rabbimiz biz, bizi dosdoğru yoluna çağıran bir çağırıcıyı işittik ve ona itaat ettik… Bizler Bilerek senin yoluna çağıran ve bilerek yaşayanlardan olmak isteriz, sen bizim kalplerimizi hakikate aç, şerre kilitle…

Selam ve dualarımla, her şeyi evirip çeviren rabbimiz, haydutlara taraf isek bizi çevir kalplerimizi sadece sana yönelt…

Bahadır Hataylı/25.04.2022/00.33


"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?

"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?
Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler.

Popüler Yayınlar

Bitsin Bu Zillet

Bitsin Bu Zillet
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir. KEMAL ATATÜRK

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.

Senin rabbin sana senden yakın.....

Senin rabbin sana senden yakın.....

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!
Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....
"Kuşlar gibi uçmasını,balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama insan gibi kardeşce yaşamasını öğrenemedik..."

kelebek gibi hafif olun dünyada

kelebek gibi hafif olun dünyada

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!