Bu Blogda Ara

30 Nisan 2008 Çarşamba

SEKÜLARİZMİN BİLİNÇSİZ BARINAĞI

Sekülerleşme,dünyevileşme anlamına gelir.Sekülarizm,yaşamı ve mücadeleyi madde olarak algılayan düşüncenin adıdır.Seküler bir hayat,batı hayat biçiminin üzerine oturduğu temel felsefedir.Ama bu anlayış günümüzde batı ile ifade edilecek kadar dar sınırlar içinde değildir.Öyle genişlediki,batının kokusunun uzandığı tüm coğrafya ve toplumlarda etkisini gösterebilmektedir.Zamanla bu anlayış,inasanların kalblerini ve beyinlerini kuşatmada şampiyon dahi olabildi.
Biz burada sekülarizmin marifetlerini anlatmıyoruz ama sekülarizmin bilinsiz barınaklığını yapan yaşamları azda olsa anlatacağız.Bu barınak islam olduğunu söyleyen yaşam tarzlarıdır kısaca.İslami düşünce ile seküler düşünce taban tabana birbirine zıt olan iki düşüncedir.
İlahi eksende görüntülenmek zorunda olan islami düşünce ,hayatı ahiret temeli üzerine kurarken,seküler laik felsefe hayatı dünya üzerine kurar.Bu anlayış farklılığı pratiklerin de farklılaşmasını doğurur.İslami değerler ile seküler değerler net çizgilerle birbirinden ayrılması gerekirken,sekülarizmin bilinçsiz taşıyıcısı diyebileceğimiz bünyeler,günümüzde alabildiğine yayılmaktadır.Sekülarist anlayışın bilinçsiz barınakları,teori ile pratik arasında bir uyum oluşturamayan,islami çerçevede yer aldığını söyleyen kişi ve toplumlarda kök salmaktadır.
İslami düşünce,teori pratik ve zihinlerle birlikte,bakış açılarını da yıkıp yerine kendi değerlerini koyan,tek sistem anlayış ve pratik bir hayat biçimidir.İslamı kendilerine din olarak benimseyen toplumlar,İslamın yıkıp yapması gerekenlerden bir tanesini dahi yıkmadıkları zaman,seküler anlayış ve yaşayışın bilinçsiz taşıyıcısı olacaklardır.Bu konuda Hz Peygamberimizin(A.S),İslamın hayat programlarını bizzat kendisinin ortaya koyduğunu görmekteyiz.Bu programlar İslam atmosferinde yer almak isteyen dimağları tam anlamıyla kuşatması gerekir.Bu anlayışların dışından değerler ve bakış açıları taşınarak, bir hayat oluşturulduğu halde, İslamı yaşadıklarını sanan ortamlar,sadece seküler anlayışın bilinçsiz barınaklığını yapmaktadırlar.
Seküler anlayışın bilinçsiz barınaklığını yapan kişi ve toplumlar,bu anlayışlarından bağımsız teori ve pratik oluşturmada zorlanacaklardır.Bu zihniyetler için oluşturulacak hayattta seküler anlayış daima öncül bir değer olarak varlığını koruyacaktır.Bu göstergeler bize şöylesi ipuçlarını veriyor;Müslüman aileler ve toplumlar sekülarizmin bilinçsiz barınaklığını yapmaktadır.İslamın dışındaki toplumlarda zaten seküler anlayış varılması ve yakalanılması gereken bir hedeftir.Bundan dolayı onlar sekülarizmin bilinçli savunucuları ve taşıyıcılarıdır. Ama Müslümanların dinleri,böyle bir hedef göstermemesine rağmen, müslümanlar hayatta bu anlayışları ve değerleri temel faktör olarak benimsediklerinden,seküler dinin bilinsiz barınakları haline gelmişlerdir.Böyle olunca da bakış açıları,anlama biçimleri,düşünce ,teori ve pratikleri,ALLAH'IN İSTEDİĞİ EKSENİN DIŞINDA VARLIĞINI ORTAYA KOYMAKTADIR.Oysa ilahi sistem olan islam,insanların kafalarına ve kalplerine değerlendirme ölçüsü olarak,ahiret,iman,takva,ihlas ve ve samimiyet gibi değerleri tek kıstas olarak yerleştirmesine rağmen,bu anlayış dinamitlenmiş,yerine seküler felsefe egemen olmuştur.Buna rağmen, bu insanlar seküler anlayışın döl yatağı diyeceğimiz bilinçsiz barınaklar değilde nedir?
Evet, böylesi bir anlayış sonunda oluşan hayatlar,ancak seküler hayatın sürekliliğini sağlar.Seküler anlayış hayatiyetini sömürgelerine borçlu olsa gerek.Yaşamlarını madde ekranlarında ıspatlamaya çalışan herbir aile kurumu,seküler hayatın yaşamını canlandırmadan başka bir işe yaramaz.Bu anlayış varolduğu müddetçede,bu anlayışın karşısında yer alan İslami potansiyelin belli bir kısmı,bu anlayış tarafından hep parsellenecektir.Bu anlayış parsellediği yerlerde kendisini koruyan evlerin kurulmasını ister.İşte,islami değerlere sarıldıklarını sandığımız bir yığın insanın zihni ve pratiği seküler anlayış tarafından parsellendiği halde,İslamın kalesi olacağını sandığımız aile kurumları,kapitalizmin araçlarına abone olan bir abonmen fonsiyonundan başka bir pratik oluşturmayacaktır.Bu süreç anlaşılmadığı sürecede böyle devam edecektir.
yıl:23-24.02.1995
yer:ELAZIĞ
(E.KEKEÇ)

HİCABSIZ TESETTÜR MODASI

Tekbir giyim, İslam düşmanı basının da alay konusu ettiği sözde "tesettür" defileleriyle İslami kimlik ve şahsiyeti...

24/04/2008
Tekbir giyim, İslam düşmanı basının da alay konusu ettiği sözde "tesettür" defileleriyle İslami kimlik ve şahsiyeti köreltmeye devam ediyor.
İslam'da "örtünme"nin asıl gayesinin mümin insanlarda "hicab" sorumluluğunu, iffet, haya ve edep duygusunu güçlendirmek olduğu halde, bu duygu ve sorumluluğu ayaklar altına alan girişimlerin "tesettür" adı altında yapılmasından daha sorumsuzca iş ne olabilir?

Sözde "tesettür"ü yaygınlaştırma, tesettüre ilgi ve eğilim oluşturma amacını taşıyan bu girişimlerin "tesettür"ü bir nesne ve meta aracı haline getirmeleri, "hicapsız tesettürlüler" akımının önünü açmaları, ciddiyetsiz ve şımarık bir burjuvanın oluşmasına sebep olmaları gerçekten İslam'a bir hizmet midir?

Şehid Seyyid Kutub'un ifadesiyle "İslami bir cemiyet"in, şahsiyetli bir toplumun oluşmasına karşı "dışarı"dan yapılan çok yönlü kuşatma ve saldırılara "içeri"den lojistik bir destek sunmaktan başka bir anlam taşımayan bu tür girişimler sonucu artık haya, edep ve iffet değerlerini alabildiğince aşağılara düşüren müslüman bayanlar toplumuna alışır olduk. Artık onları her yerde görebiliyoruz; eğlence partilerinden, mahremiyet sınırlarını alabildiğince zorlayan konser programlarına, arsız sosyetenin kulvarlarından, lüks ve konforun kirli koridorlarına kadar her yerde...

Sormak lazım, tekbir giyimin böylesi şatafatlı defilelerle yaptığı greçekten İslamlaşmaya bir "hizmet" midir yoksa, hicapsız bir tesettür akımıyla İslam toplumunun ahlak ve haya damarlarını kurutan bir "yıkım" mıdır?

"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?

"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?
Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler.

Popüler Yayınlar

Bitsin Bu Zillet

Bitsin Bu Zillet
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir. KEMAL ATATÜRK

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.

Senin rabbin sana senden yakın.....

Senin rabbin sana senden yakın.....

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!
Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....
"Kuşlar gibi uçmasını,balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama insan gibi kardeşce yaşamasını öğrenemedik..."

kelebek gibi hafif olun dünyada

kelebek gibi hafif olun dünyada

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!