"Dinde zorlama yoktur,doğruluk sapıklıktan ayrılmıştır.Kim tağuta küfredip Allah'a yönelirse(iman ederse)o, kopması imkansız bir ipe bağlanmıştır.Alah işitendir bilendir."Bakara:256
"Allah iman edenlerin dostudur.Onları karanlıktan aydınlığa çıkarır,küfredenlere gelince,onların dostu da tağuttur;onları aydınlıktan karanlığa çıkarır.Onlar ateş ashabıdır ve onlar orada temeli (ebedi) kalacaklardır."Bakara:257
Bilinçli bir seçim, baskı unsuru olmayan tek yol,iradenin kuşatıcılığına bırakılmış bir umut.kudret çapkınlarından dimağları kurtaran bir güç.Kudret çapkınlarının amaçlarını açık bir ifade ile beyan eden bir ültümatomdan başka bir hakikat midir ki,bunu anlamadan geçelim.
Hür düşünce mektebine çağrı bu nida ile başlar,iradelerini kullanmaya aday bireyleri de Allah'ın ipine sımsıkı bağlanmaya çağırır.Tarihin karanlık anlarını,aydınlık sayfalara aydınlık satırlarla yazma cüretini gösteremeyen tüm insanları bir nebzecik Allah'ın bu ayetleri üzerinde düşünmeye davet ediyoruz.Beşeri safsataların hepsinde de zorlayıcılık özelliği ortak bir payda olarak ortaya çıkar.Bu zorlayıcılık unsuru günümüzde daha net bir şekilde belirginlik kazanmıştır.Beşeri safsataların hareketlenmesine baktığımızda,kudret sahibi olma önemli bir aşamadır.Kudret sahibi olma isteği beraberinde kudreti ele geçirme sürecini ortaya çıkarır.Kudreti ele geçirme sürecine giren insanlar,kendi dışında bulunan insanlara mutlaka baskı yapacaklardır.Bu baskı,bir düşüncenin,dinin ve ideolojinin zorla kabullendirilmesine kadar gidecektir.
Bireylerin, toplumların,düşüncelerin çatışmalı bir hayatı yaşıyor olamsı,kudreti(nüfuzu-otoriteyi)ele geçirme isteğinin bir yansıması olarak belirir.Kudret için çatışan toplumların,hayatlarının fonksiyonelliği,nüfuzlarını korudukları oranda vardır.Daima nüfuz sahibi bir otoritenin,güç odaklarından gelecek tehlike sinyallerini göz önüne alarak yaşamak,ölü olmaktan farksızdır.Ölü bireylerin seçim şansları yoktur.İşte, görüyormuyuz Allah'u Teala,dinin nüfuzunu gündeme getirerek,insanların bilinçlerini ipotek altına alarak,kesinlikle böyle yapmazsanız cezalandırırım diye hitap etmiyor.Otoritenin varlığını bireyin iradesinin altında tutuyor.Bireyin iradesinin fonksiyonlarını yerine getirdiği hayatın, daha gerçekçi ve hakka dayalı bir hayat olduğunu Rabbimiz,"Dinde zorlama yoktur"ayetiyle kulakların pasını ve kalplerin mührünü biraz olsun kaldırarak bize anlatıyor.
İslam ile bunun dışındaki ideolojileri birbirinden ayıran en önemli özellik,İslami düşünce ve hayatın,kendisini ifade ederken zorlayıcılıktan şiddetle kaçınıp,insanların hür iradeleriyle seçimleri yapmasını istediğini görmekteyiz.Beşeri ideolojiler ise,kendilerinin en doğru olduklarını,tüm insanlığın bunu kabullenmesi bir zorunluluktur şeklinde saçmalıklara,bütün bir insanlığın hayatını endekslemeye çalışarak,bireylerin iradelerini yok etmeye çalışmalarıyla tarihe damgalarını vurmuşlardır.
İnsanlığın iradesizliğinin üzerine kurulan otoriteler,akıldan yoksun otoritelerdir.Allah eksenli otorite ise insanların özgür iradesinin kollektif yansıması olarak ortaya çıktığından,akılcı bir otoritedir.Akılcı otorite,insanların hür iradeleriyle seçip,bilinçli davranışlar sergilemesine engel olan güç odaklarıyla çarpışır.Onların varlıkları daima tehlikelidir,bireylerin ve toplumların iradelerinin üzerine çöreklenen bu güçler,aydınlığa açılan kapı ve pencereleri daima kapatırlar.Kör cephede işe yaramayan pencerelerin açılmasını bir tehlike olarak görmezler.Kör cephedeki pencereler,karanlıklarla iç içedir.Zaten insanların bilinç sömürüsüyle beslenen bu güçler,karanlık atmosferde bulunduklarından,zorlamayı tercih etmektedir.Şurası bir hakikattir ki,kendi varlığının meşru olduğuna inanmayan güç odakları,zorlamanın ve baskının kaçınılmazlığına inanır.Bu tür düşünceler, bütün toplumlarda,insanlara ölümü,kanı,gözyaşını,zulmü ve otlaşmayı hatırlatmaktan başka bir işe yaramazlar.Akılcı olmayan bu güç odakları,toplumların fonksiyonelliğini açıklarken,dikkate aldıkları öncülleri;kendilerine herhangi bir eleştiri ve muhalefetin olmamasıdır.
Yeryüzünde kudreti ele geçirmek için mücadele eden toplumların hiçbir zaman baskı ve zorlamadan uzak olmadıkları muhakkaktır.Kudret savaşını veren güç odakları,dincilik kimlikleriyle de varolabilirler.Bu açıdan baktığımızda şöyle bir açıklama kaçınılmazdır.Dindarlık ile dincilik kimlikleriyle,insanlığa kendi arzu istek ve beklentilerini,dini bir hakikatmış gibi lanse ederek,yumruk farklılaşmasına ulaşabilmek için,kudret savaşı veren realiteleri birbirinden ayırmak zorunluluktur.Allah diyor ki,"Dinde zorlama yoktur"ama dincilik kimlikleriyle ortaya çıkıp,insanları Allah'a çağırmada onlara baskı, zorlama ve ölümle sonuçlanacak kadar büyük bir küstahlığı reva gören bir zihniyetin mücadelesi,nüfuz kazanma savaşından başka bir gerçeklikle anlatılamaz.Bu zihniyetlerin kendi açılarından fonksiyonellikleri,insanlara zulmedip kadın,çocuk yaşlı demeden göz yaşını akıttıkları oranda vardır.Böylesi bir anlayışın zulüm üzere kurulmadığını söylemek mümkün mü?İşte islam yolunda adımlamak isteyen insanların, Allah'ın dini ile varolan dinci anlayışların birbirinden çok farklı olduğunu bilerek yola çıkmaları gerekir.
Şunu iyice kavramak gerekir ki,dinin kendi varlık gayesini ve bu gayenin gerçekleşme yöntemini dikkate almadan girişilecek her faaliyet,insanlığa zulümden başka bir şey getirmeyecektir.
Yıl:1992
yer:Elazığ
(E.KEKEÇ)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?
Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler.
Popüler Yayınlar
-
Çelişkilerin Gölgesinde Bir Toplumun Hikâyesi ve Çıkış Arayışı Bir ülkenin gerçek hikâyesi, yalnızca rakamlarla, büyüme oranlarıyla ya da b...
-
Kör cehalet çirkefleştirir insanları! Suskunluğum asaletimdendir... Her lafa verecek bir cevabım var... Lakin bir lafa bakarım laf mı diy...
-
Hedefiniz gözle görülen somut bir gerçekliğe kavuşmak ise, yok olma ihtimaliniz çok yüksek demektir. Dünya eksenli ideolojik yapılanmaların ...
-
“Pusuyla ayağını kırdıkları atı sahibine vurdurdular, Hâfız! Masumiyet, at’tan çok daha önce öldü…” Ben de sana, ey Hâfız, tam da o kırıl...
-
Çağdaş demokrasi algısı ciddi bir köleleştirme sistemi desem sanırım abartmamış olurum. Demokrasiler Halkların oluşturduğu ve tercihlerini k...
-
Gönül coğrafyamın derin vadilerinde, Sessizliğin yankısıdır acı fırtınalar. Yürek iklimimde çığlık çığlığa, Bir sevda büyütürüm acılardan......
-
Gecenin en karanlık anlarından biri. Ayaklarımızdan dökülen ümitler ve içimizde sönmek üzere olan çıralarla bir çıkmazdayız. Öyle bir çağa d...
-
SOSYOLOG- EROLKEKEÇ 01.08.2014/ Namazgâh-İst Not:” Ben Müslüman’ım deyip dosdoğru olanlara saygımı ve muhabbetimi ifade ediyorum, Din...
-
Bugünün insanı, özellikle de bizim coğrafyamızın insanı, sürekli geçmişle avunuyor. Kahramanlıklarla, destanlarla, parlatılmış hükümdarlarla...
-
Şu bir kez daha kanıtlandı ki, emperyal devletlerin hiçbiri bu ülkenin ileriye bir adım atmasını istemiyorlar.30 mart öncesi seçim sür...
Bitsin Bu Zillet
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir. KEMAL ATATÜRK
Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.
Senin rabbin sana senden yakın.....
omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!
Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.
Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....
"Kuşlar gibi uçmasını,balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama insan gibi kardeşce yaşamasını öğrenemedik..."
kelebek gibi hafif olun dünyada
Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla
çöllerden geçerek varılır havuzun başına!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder