İnsanlık, çağlar boyunca farklı putların etrafında dönüp dolaştı. Kimi zaman taştan yapılmış heykellere, kimi zaman gökten indiği sanılan mitlere, kimi zaman da kendi aklını tanrılaştırarak kurduğu ideolojilere secde etti. Bugün ise en büyük put, en gaddar tanrı, en sahte kurtarıcı, sermayedir. Kapitalizm; sermayeyi öpüp başının üstüne koyan, parayı ilah edinen, Allah’ı unutan bir sistemdir.
1. Sermayenin Tanrısı
Kapitalizm insanlığa bir hayat biçimi sunmaz; ona bir ibadet biçimi dayatır. Sabah işe gitmek, akşam eve dönmek, hafta sonu alışveriş yapmak, reklamlara secde etmek, markalara tapmak… Bunların hepsi farkında olmadan yapılan birer ibadettir. İnsan, cüzdanını kıble bellemiş, kredi kartını tesbih saymış, banka hesabını güvence zannetmiştir.
Bugünün insanı, paranın gücüyle ölçülür. Birinin itibarı, kaç metrekare evde oturduğuyla, kaç model arabaya bindiğiyle, hangi markayı giydiğiyle, hangi restoranda yemek yediğiyle belirlenir. İnsanın ruhu, kalbi, vicdanı değil; borsadaki değeri dikkate alınır.
Ama bu, yeni bir şey değildir. Eski çağlarda insanlar altın ve gümüşü put haline getiriyorlardı. Bugün ise bu put, daha sofistike hale geldi: kapitalizm.
2. Allah’ı Unutmanın Cezası, Kendini Unutmak
Allah’ı unutan toplumlar, kendi hakikatlerini de kaybeder. Bu unutma, sadece dilde değil; yaşamın tüm damarlarına işlemiş bir unutmadır. İnsanın yaratılış gayesini, emaneti, imtihanı, sorumluluğu hatırlamaması; onu hayvanî bir yaşam tarzına indirger.
Bugün insan kendini tüketim nesnesi olarak görür hale gelmiştir. Bir genç, sosyal medyada beğeni uğruna kendini teşhir eder. Bir işçi, kölelik düzenine mahkûm olur ama bunu normal sayar. Bir aile, evini “daha çok borç, daha çok tüketim” uğruna dağıtır. Bir çocuk, doğmadan önce bile reklam kampanyalarının hedef kitlesine dönüşür.
3. Modern Putlar ve Tüketim Tapınakları
Markalar, insanın yeni putlarıdır. Bir tişörtün üzerinde yazan logo, sahibine itibar kazandırır sanılır. Oysa gerçekte insanı köleleştiren zincirlerden başka bir şey değildir.
4. Soysuz Eşkıya Düzeni, Cennet Vadeden Cehennem
Kapitalizm, kendini hep özgürlük ve refah dini gibi tanıttı. “Daha çok kazan, daha çok tüket, daha mutlu ol” vaadiyle ortaya çıktı. Ama sonuç tam tersi oldu: İnsan daha çok borçlandı, daha çok yoruldu, daha çok yalnızlaştı.
İşçiler, emeğinin karşılığını alamazken; patronlar milyar dolarlarla oynuyor. Çocuklar daha küçük yaşta işçileştirilirken; bazıları köpeklerine bile lüks hayat yaşatıyor. Afrika’da açlıktan insanlar ölürken; Avrupa’da milyonlarca ton gıda çöpe gidiyor. Bu nasıl bir cennet vaadidir?
5. Günümüzden Çarpıcı Örnekler
-
Borç Batağı: İnsanlar ev almak için kırk yıl çalışıyor, bankaların kölesi oluyor. Evin değil, borcun sahibi oluyorlar.
-
İşçi Sömürüsü: Günde on iki saat çalışan işçiler, üç kuruşa razı olurken; patronlar tek gecede servet katlıyor.
-
Doğanın Talanı: Kapitalizm, hırsıyla ormanları yok ediyor, suları zehirliyor, havayı kirletiyor. İnsan kendi nefesini tüketiyor farkında olmadan.
-
Dijital Kölelik: Telefonlar, bilgisayarlar, sosyal medya… İnsan bir ekranın esiri olmuş. Parmak hareketleriyle özgürleştiğini sanırken; aslında algoritmaların kölesi oluyor.
-
Yalnızlaşma: Komşuluk bitmiş, aile dağılmış, dostluk sanal ortama sıkışmış. İnsan, kalabalıklar içinde yapayalnız.
Bütün bunların ortak noktası: Allah’ı unutarak kurulan bir dünya düzeni.
6. Unutulan Büyük Gün
İnsan, önündeki maaşa, arabaya, eve, mevkiye inanıyor. Ama arkada onu bekleyen büyük günü unutuyor. O gün, herkesin yaptığı zerre kadar hayrın da, şerrin de karşılığını alacağı gündür. O gün, kimseye torpil işlemeyecek. Ne sermaye kurtaracak, ne marka, ne reklam, ne mevki…
7. Gerçek Kurtuluşun Yolu
Gerçek kurtuluş; adalet merkezli, kul hakkına riayet eden, insanı insan olduğu için değerli gören bir düzenle mümkündür. İnsan, ruhunu Allah’a bağladığında özgürleşir. Paranın kölesi olmaktan kurtulur.