“Bu Coğrafyada İslam Terk Edildi, Yerine Kukla Dindarlık Geldi.”
Bugün artık vicdanlarımızı değil, koltuklarımızı korumaya çalışıyoruz.
İnançlarımızı değil, yatırımlarımızı...
Mazlumları değil, döviz kurlarını konuşuyoruz.
Ve evet, bunu yıllardır söylüyoruz, bangır bangır:
İslam bu coğrafyayı terk etti.
Tabelası kaldı, sesi kaldı, camileri süslü kaldı.
Ama özü?
Allah’a teslimiyet?
Mazluma el uzatmak?
Zalime meydan okumak?
Yok!
İspanya’da vicdan var, bu coğrafyada "dindar" kalabalıklar vicdansız.
Bugün, Gazze için meydanlarda haykıranların arasında en onurlu ses İspanya’dan yükseldi.
Sahneye çıkan, sistemi karşısına alan, açıkça İsrail'e ve ABD’ye meydan okuyan, Gazze için dişini sıkan insanlar, Müslümanlar değil, inançlı ya da inançsız ama onurlu insanlar.
Peki biz?
Cuma hutbesinde adını anmaktan korkan bir din anlayışıyla...
Ticaretini İsrail’le sürdüren, el altından silah parçası gönderen bir yönetimle…
Taksim Meydanı'nda “Filistin yaşasın!” diyene cop gösteren bir “dindar” iktidarla...
Bu mudur İslam?
Bu mudur kardeşlik?
Bu mudur zilletin zirvesi?
Maide Suresi 54 "Allah sizi yok eder, yerinize başka bir toplum getirir."
Rabbimiz açıkça söylüyor:
Eğer dini, hevanıza göre yaşarsanız…
Eğer çıkarlarınıza göre iman eder, zalimlerin diliyle konuşur, onların sofralarına diz çökerseniz…
Sizi siler, yerinize daha temiz bir topluluk getirir.
Bakın bugün Yemen, ambargo altında, açlıkla pençeleşiyor…
Ama ne yapıyorlar?
İsrail’e karşı ilk ve tek fiili müdahaleyi onlar yaptı.
Amerika’ya rağmen, Suudi baskısına rağmen, kimseden korkmadan!
Gemileri durdurdular, mesajı verdiler:
“Bu coğrafyada hâlâ iman var ama sizin saraylarınızda değil!”
Siyonizm'in Uşağı Yönetimler, Kime Hizmet Ediyorsunuz?
Bugün Türkiye, İsrail’le ticaret yapan 10 büyük ülkeden biri…
Bir yandan “Gazze için üzgünüz” deyip diğer yandan petrol, gaz, elektronik yedek parça gönderen bir “çifte yüzlülük” var karşımızda.
Ümmetin lideri olduğunu iddia edenler, Filistinli anaların feryadı duyulmasın diye medyayı susturuyor.
Bırakın Gazze’ye destek vermeyi, ona ses olanları bastırıyorlar!
Ses çıkaranı “bölücü”, “marjinal”, “provokatör” ilan eden bir ceberuttuk hüküm sürüyor.
Siz hangi Allah’a inanıyorsunuz?
Sizin dininizde zalime alkış var mı?
Sizin peygamberiniz, “kâr zarar analizi” yaparak mı yürüdü Bedir’e?
Dindarlık değil, korkaklık yayıldı.
Camiler dolu ama kalpler bomboş.
Sosyal medyada dualar, hashtag’ler, infak kampanyaları var ama sokakta bir direniş yok.
Çünkü direniş iman ister.
Direniş bedel ister.
Direniş, “aman koltuğum gitmesin” diyenlerin harcı değildir.
Bugün ümmetin içine düştüğü zilletin adı “uyumlu Müslümanlık ”tır.
Kendi zalimini eleştiremeyen, onun yalanlarını Kur’an’dan meşrulaştırmaya çalışan kukla dindarlık…
Bu bir ültimatomdur- Ya Allah’ın safına geçin ya da kenara çekilin!
Zulüm karşısında susanlar sadece korkak değildir, aynı zamanda suç ortağıdır.
Siyonizm'le ticaret yapanlar, sadece tüccar değil, kanı pazarlayanlardır.
Hiçbir hesap defteri kapanmadı henüz!
Ey saraylarında vicdanlarını unutanlar,
Ey “İslam” diyerek halkı kandırıp zalimlere hizmet edenler,
Hesap günü yakındır.
Ne konumunuz,
Ne holdingleriniz,
Ne televizyonlarınız,
Ne susturduğunuz alimler sizi o gün kurtaramayacak.
Ey halk! Artık susma…
Onlar korksun, sen değil.
Onlar titremeli; çünkü hakikat, er ya da geç hepsini yakacak.
Unutma:
Allah bir toplumu değiştirmez, ta ki onlar kendilerini değiştirene kadar.
Eğer bugün hâlâ susarsan,
Yarın, ne Gazze’yi ne de kendi evladını savunabilecek halin kalmaz.
Son bir uyarıydı bu.
Rahmetle yoğrulmuş bir öfkeyle.
Uyan ey halk!
Zulme alkış tutma, susarak kan taşıma!
Yoksa Allah, seni değil seni silmeyi hak edenlerle değiştirecek.
Bahadır Hataylı/06.08.2025/Namazgah/İST