Bazı şeyler vardır, zamanı geçince kokar.
Başta fark edilmez.
Üstüne parfüm sıkarsın, havalandırırsın, üstünü örtmeye çalışırsın…
Ama nafile.
Koku, gecikmenin dilidir.
Mesela pencereler…
Uzun süre açılmazsa küf tutar.
Saatler…
Kurulmazsa durur.
Bahçeler…
Bakılmazsa diken olur.
Bir de bazı “emanetler” vardır,
Ne kadar kıymetli olursa olsun,
Ne kadar süslü paketlenirse paketlensin,
Uzun süre aynı elde kalınca ağırlaşır.
İlk zamanlar tertemizdir her şey.
Gözler parlar, sözler umut kokar.
“Biz farklıyız” denir.
“Biz böyle olmayacağız” diye yeminler edilir.
Sonra zaman geçer.
Aynı koltuk, aynı sözler, aynı yüzler…
Bir süre sonra alışkanlık başlar.
Alışkanlık, en tehlikeli konfordur.
İnsan alışınca;
-
Sormaz olur,
-
Dinlemez olur,
-
Hesap vermeyi unutur.
Ve farkında olmadan bir şey olur:
Kokuşma başlar.
Kimse “Ben kirlendim” demez.
Kimse “Artık yük oldum” diye aynaya bakmaz.
Herkes hâlâ tertemiz olduğunu sanır.
Oysa halkın burnu hassastır.
Kokuyu önce o alır.
Sonra başlar fısıltılar:
“Bir gariplik yok mu sence?”
“Eskiden böyle değildi…”
“Bir değişim gerek sanki…”
Ama değişim zordur.
Çünkü yerinden kalkmak,
Kendine “Artık sıra başkasında” demek,
İnsanın en ağır imtihanıdır.
O yüzden çoğu zaman,
Pencere açmak yerine perde değiştirirler.
Havalandırmak yerine oda spreyi sıkarlar.
Gerçeği onarmak yerine, vitrini parlatırlar.
Ama koku kalır.
Çünkü bazı şeylerin çözümü basittir:
Zamanında değiştirmek.
Ne geç kalmak işe yarar,
Ne de süslemek.
Değiştirmek;
Hakaret değildir.
Nankörlük değildir.
Vefasızlık hiç değildir.
Aksine:
Sorumluluktur.
Temizliktir.
Saygıdır.
Hem emanete,
Hem emaneti verene.
Bazı koltuklar dinlenmek ister.
Bazı yüzler tazelenmek ister.
Bazı dönemler kapanmak ister.
Ve bazen en büyük hizmet,
Sessizce kalkıp
“Artık başkası devam etsin” diyebilmektir.
Çünkü herkes bilir ki…
Değiştirilmeyen şey,
Zamanla yük olur.
Bahadır Hataylı/09.02.2026/Namazgah-Çamlıca/İST