14 Aralık 2025 Pazar

Vergi mi Bedel mi İnsanın Vicdanına Seslenen Çağrı

 

Vergi, en yalın anlamıyla, bir hizmetin karşılığıdır. İnsanların canını, malını, onurunu, geleceğini korumak; yaşamı kolaylaştırmak; ortak hayatı adil, güvenli ve sürdürülebilir kılmak için toplanan bir bedeldir. Vergi, bir toplumda güven duygusunun maddi ifadesidir. Devlet ile insan arasındaki sözleşmenin somut karşılığıdır.

Ama bizde vergi denildiğinde, çoğu zaman bu anlamın karşılığıyla değil; kanun kılıfına sokulmuş bir soygunun resmî adıyla karşılaşılır. Yasalaştırılmış, meşrulaştırılmış, sorgulanamaz hâle getirilmiş bir yük olarak iner insanların omuzlarına. Hizmetle bağını yitirmiş, adaletle arasına duvarlar örülmüş bir tahsilat düzenine dönüşür.

Bir yerde para cezaları artıyorsa, orada sorun çözülmek istenmiyor demektir. Çünkü gerçekten çözmek isteyen bir akıl, cezayı gelir kapısı değil, caydırıcılık aracı olarak görür. Eğer bir olumsuzluk ortadan kaldırılmak isteniyorsa, yaptırım insanı korkutarak değil, davranışı terk ettirerek işler. Zamanla o doğru davranış bir zorunluluk değil, bir kültür; bir dayatma değil, bir yaşam tarzı hâline gelir.

Ama eğer ceza, bütçenin açıklarını kapatmanın, israfı finanse etmenin, yanlış yönetimin bedelini halka ödettirmenin yolu hâline gelmişse; orada amaç düzen kurmak değil, düzeni sürdürme bahanesiyle insanı sömürmektir.

İnsana insan gibi yaşayacağı ortamı sunmayan hiçbir anlayış, insanlardan topladığı parayı meşru kılamaz. Can güvenliğini sağlamayan, mal güvenliğini koruyamayan, nesli emniyete alamayan, çalışma hayatında adaleti ve niteliği yükseltemeyen, yeni imkânlar ve kamusal tesisler için gerçek altyapılar kuramayan bir yapı; ne kadar kanun çıkarırsa çıkarsın, ne kadar resmî dil kullanırsa kullansın, topladığı parayı haklı kılamaz.

Oysa gerçekten toplumsal huzura yürüyen bir devlette; insanın hayatını kolaylaştıran, geleceğini güvence altına alan, eşitliği ve adaleti güçlendiren her adımda; o ülkede yaşayan insanların devlete destek olması en tabii görev ve sorumluluktur. Çünkü orada alınan para, insanın hayatına geri döner. Orada vergi, bir yük değil; ortak bir emektir.

Ancak bir devlet; kamu kurumlarını eşe, dosta, akrabaya, paydaşa, cemaat ve sadakat ehline paylaştırıyorsa; liyakati değil bağlılığı ölçü alıyorsa; bu kadroların maaşlarını ödeyebilmek için milletin sırtındaki yükü her geçen gün artırıyorsa ve kendi israfının bedelini topluma ödetiyorsa; ortada artık bir devlet düzeninden değil, örgütlü bir soygun sisteminden söz edilir.

Bu düzenin adı ne olursa olsun, özü değişmez.

Beyaz adamın, siyahilerin topraklarına girdiğinde yaptığını hatırlayalım:
Bir çocuğun annesini, babasını, dedesini öldürür; mallarına el koyar. Sonra ellerindeki kanı temizlemek için o çocuğa seslenir:
“Ey çocuk, bir ibrik su getir de ellerimi yıkayayım; bir havlu getir de kurulayım.”

Cinayetin üstünü temizlikle, yağmanın üstünü merhametle, zulmün üstünü düzen söylemiyle örtmeye çalışan her sistem; aynı yolun yolcusudur. Değişen sadece dil, yöntem ve zamanın dekorudur.

İnsanlık düzeni adına konuşan ama özü itibarıyla soygun üzerine kurulu olan bütün yapılar, yeryüzünden silinmelidir. Çünkü bu düzenler, insanı yaşatmak için değil; insan üzerinden yaşamak için vardır.

Ve bunun yolu, soyulanların gerçekten soyulduklarına inanmasından başlar. İnsanlar yaşadıklarının kader değil, düzenlenmiş bir adaletsizlik olduğunu fark ettiğinde; işte o zaman dişliler durmaya başlar.

Artık yeter.
Tüm insanlık, bu yeryüzü cenderesinin dişlileri arasında öğütülen birer yem olmaktan çıkmalıdır.
İnsan, insanca yaşamak ister.
Ve bu istek, ne aşırıdır ne de suçtur.
Bu, insan olmanın en yalın, en haklı talebidir.

Erol Kekeç/13.12.2025/Sancaktepe/İst

"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?

"SABAH YAKIN DEĞİL Mİ?
Kendini herkese uydurmak için yontmaya koyulanlar, sonunda yontula yontula tükenip giderler.

Popüler Yayınlar

Bitsin Bu Zillet

Bitsin Bu Zillet
Bir millet irfan ordusuna malik olmadıkça, savaş meydanlarında ne kadar parlar zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak neticeleri vermesi, ancak irfan ordusuyla kaimdir. KEMAL ATATÜRK

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...

Ağlatıpta gülene yazıklar olsun!...
Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.

Senin rabbin sana senden yakın.....

Senin rabbin sana senden yakın.....

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!

omuzlarında dünyayı taşıyan küçükler!
Zulüm yanan ateş gibidir, yaklaşanı yakar;Kanun ise su gibidir, akarsa nimet yetiştirir.

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....

Allah'ın laneti zalimlerin üzerine olsun!....
"Kuşlar gibi uçmasını,balıklar gibi yüzmesini öğrendik ama insan gibi kardeşce yaşamasını öğrenemedik..."

kelebek gibi hafif olun dünyada

kelebek gibi hafif olun dünyada

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

Kevserin Başında Buluşmak Umuduyla

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!

çöllerden geçerek varılır havuzun başına!