Filistin Temsilcisi Olarak Mahmud Abbas’ın TBMM’de Konuşturulması ile Abdullah Öcalan’ın Kürtleri Temsilen Öne Sürülmesi Arasındaki Analoji ve Arka Plan
Bu iki olay ilk bakışta ayrı coğrafyaların, ayrı mücadelelerin tezahürü gibi görünebilir. Ancak dikkatlice incelendiğinde, her ikisinin de küresel emperyalizmin, özellikle de ABD ve İsrail merkezli Siyonist aklın, Ortadoğu'yu yeniden dizayn etme stratejilerinin iki farklı yüzü olduğu görülür. Temsiliyet kurgusu üzerinden halkların iradesinin nasıl manipüle edildiği ve bu manipülasyonun kimlerin çıkarına çalıştığı netleşmektedir.
1. Temsiliyetin Değersizleştirilmesi ve Meşruiyetin Kurgulanması
Mahmut Abbas:
-
Filistin halkının önemli bir kesimi tarafından temsil edilmeyen, seçim meşruiyetini uzun süredir kaybetmiş, pasif ve uzlaşmacı bir figürdür.
-
Gazze’de direnen Hamas ve diğer direniş hareketlerinden bağımsız hareket eder; hatta onlarla zıt kutuptadır.
-
İsrail ile müzakereleri esas alır ve genellikle Batı’nın "makul" bulduğu bir figürdür.
-
Bu haliyle TBMM'de konuşturulması, Filistin davasının ruhunu değil, Batı’nın şekillendirdiği diplomatik kuklalarını onaylamak anlamına gelir.
Abdullah Öcalan (Apo):
-
Kürt halkının tamamı tarafından temsil edilmediği halde, özellikle Batılı güçler tarafından "tek muhatap" olarak sunulmuştur.
-
PKK’nın eylemleri, Kürt halkının haklı taleplerini gölgede bırakmış; örgüt, Kürt sorununu emperyalist planların içine entegre etmiştir.
-
Apo’nun öne çıkarılması da, Kürt halkının organik taleplerini değil, küresel projelerin taşeron örgütlerinin meşruiyetini ön plana çıkarır.
Sonuç: Her iki figür de kendi halklarının en dinamik, en direnişçi damarlarını dışlayan, emperyalist dizaynın makbul gördüğü "temsilcilerdir.
2. Siyonizm ve Emperyalizmin Ortadoğu Planı- Halkların Değil, Kuklaların Savaşı
Siyonizm’in amacı:
-
Filistin direnişini yumuşatmak, parçalamak, etkisizleştirmek. Bu yüzden Hamas gibi gerçek direniş odakları yok sayılır; Mahmud Abbas gibi Batı ile uyumlu figürler desteklenir.
-
Kürt meselesinde ise, Türk, Kürt ve Arap halklarının birlikte direnişini parçalamak, bölgesel kardeşliği yok edip İsrail için güvenli tampon bölgeler kurmaktır. Bu noktada Apo ve benzeri figürler, “kontrollü kriz” üreticileri olarak kullanılır.
Emperyalist akıl:
-
Halkları değil, liderleri inşa eder. Bu liderler genellikle kontrol edilebilir, gerektiğinde tasfiye edilebilir, meşruiyetini halktan değil sistemden alan figürlerdir.
-
TBMM’de Mahmud Abbas’ı konuşturmak ile Apo’yu "Kürt halkının yegâne temsilcisi" olarak lanse etmek aynı amaca hizmet eder: Gerçek direnişi boğmak, halkların iradesini etkisizleştirmek ve tüm mücadeleleri merkezden yönetilen senaryolara dönüştürmek.
3. Bu Oyun Kimin Menfaatine?
-
ABD ve İsrail’in: Çünkü bölgede sürekli düşük yoğunluklu çatışmalarla Ortadoğu’yu kontrol edebilirler.
-
Küresel silah lobilerinin: Bu figürler üzerinden yürüyen vekâlet savaşları, silah satışı ve askeri üslerin meşruiyetini sağlar.
-
Bölgesel işbirlikçilerin: Çünkü halkların değil, sistemin sadakatini kazanan figürlerin yükselmesi, yerel işbirlikçilerin de önünü açar.
4. Gerçek Çözüm Nerede?
-
Gerçek çözüm; Mahmud Abbas gibi meşruiyetini Batı’dan, Apo gibi otoritesini silah gücünden alan temsilciler değil, halkın içinden çıkan, ahlaki, meşru ve halk temelli liderliklerin ortaya çıkmasıdır.
-
Ne Filistin’de ne de Kürt meselesinde çözüm, emperyalist masalarda değil, halkların ortak kader ve kardeşlik zemininde gerçekleşecek dayanışmada yatmaktadır.
-
Türkiye, Filistin, Kürdistan, Arap dünyası — tüm bu coğrafyaların kaderi, aynı zalimin elinde parçalanmakta, aynı kirli ellerin kurduğu senaryolarda figüran yapılmaktadır.
Bu Bir Tesadüf Değil, Bir Projedir
-
Mahmud Abbas TBMM’de konuştuğunda, aslında Gazze’nin değil, Batı'nın söylemi yankılanır.
-
Apo "Kürtlerin tek temsilcisi" diye sunulduğunda, Kürt halkının kadim kültürü ve onurlu direnişi değil, etnik bölünmeciliğin taşeron söylemi yükseltilir.
Her iki durumda da halkların sesi susturulur, gerçek temsilciler itibarsızlaştırılır ve emperyalizmin belirlediği oyunun içinde kalınır.
Haykırışımız Şudur
Bu toprakların vicdanı hala diri ise, emperyalizmin yazdığı senaryoya değil, halkların yazacağı yeni ve özgür bir hikâyeye kulak verelim.
Bahadır Hataylı/08.08.2025/Sancaktepe/İST
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder